Ağustos 6

Bir Travesti, İçişleri Bakanlığı aleyhine dava açtı!

Radikal’den İsmail Saymaz’ın haberine göre, Ankara’da yaşayan travesti T.T. adlı seks işçisine “rahatsız etme” suçundan ötürü birer gün arayla Kabahatlar Kanunu’na göre kesilen para cezası, yargı tarafından iptal edildi. İki ayrı mahkeme, “rahatsız etme eyleminin tutanak kapsamında belirtilen eylemle örtüşmediği, olayın gerçekleştiğinin sabit olmadığı, rahatsız etmek eyleminin ne olduğu konusunda bir açıklık bulunmadığı ve soyut tespite dayalı para cezası verilemeyeceği” için kararı bozdu. T.T.’nin avukatı Ahmet Toköz, iki cezanın da iptal edilmesi üzerine İçişleri Bakanlığı aleyhine tazminat davası açtı. Avukat Toköz, dilekçesinde, polislerin trans bireyleri cinsiyet kimliklerinden ötürü sistematik olarak cezalandırdıklarını savundu.

’Rahatsız etmek ne demek?’

Ankara’da seks işçisi olarak çalışan T.T. adlı trans bireye geçen 24 ve 25 Nisan tarihinde polis tarafından iki ayrı para cezası kesildi. Polis, T.T. hakkında Kabahatler Kanunu’nun 37. maddesine göre “rahatsız etme” suçundan işlem yaptı. T.T.’nin avukatı Ahmet Toköz, karara itiraz etti. Ankara 6. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Recep Kınalı, 91 TL’lik para cezasının “mahallede oturduğu belirtilen meçhul kişilerin telefonla ihbar etmesi” üzerine verildiğini kaydederek, “rahatsız etme eyleminin tutanak kapsamında belirtilen eylemle travesti örtüşmediği gibi, olayın gerçekleştiğinin de sabit olmadığı” gerekçesiyle 1 Temmuz’da kararı iptal etti.
T.T.’nin 25 Nisan’da aldığı ikinci para cezası da, Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Zeka Kayalı’ndan döndü. Hakim Kayalı, 30 Mayıs’ta verdiği kararında, “rahatsız etmek eyleminin ne olduğu konusunda herhangi bir açıklık bulunmadığı ve soyut tespite dayalı para cezası verilemeyeceği” için bu cezayı iptal etti.

‘Sistematik saldırı’

İki cezanın iptal edilmesi üzerine Avukat Ahmet Toköz, İçişleri Bakanlığı aleyhine tazminat davası açtı. Toköz’ün dilekçesinde; polislerin birçok kez yaşanıldığı üzere T.T.’ye cinsel kimliğinin suç olduğu kabulüyle hareket ederek, ceza verdiğini, adeta cinsel kimliğin cezalandırıldığını ve müvekkiline ayrımcılık uygulandığını savundu. Bu ceza uygulandıktan sonra T.T.’nin gözaltına alındığını kaydeden Toköz, “Polis müvekkili haksız travesti olarak durdurmakla kalmamış idari yaptırım kararını uygulamak için polis merkezine götürmüş ve haksız gözaltı işlemi uygulayarak özgürlüğünü de kısıtlamışlardır” dedi. Çankaya Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polislerin sık sık trans bireylere karşı fuhuş yaptıkları iddiasıyla ceza kestiğini hatırlatan Toköz, “kimsenin fuhuş yapma eyleminden ötürü cezalandırılamayacağını” kaydetti. Bu uygulamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı ve ayrımcılık yasağının ihlali anlamına geldiğini vurgulayan Toköz, “Bu memurlar eylemlerini birçok kere tekrarlamıştır. Ülkede özgür bir birey olarak yaşama hakkına sahip olan müvekkil, cinsiyet kimliği, cinsel yönelimi ve cinsiyet ifadesi nedeniyle özgürlüğünün kısıtlandığını ve güvenliğinin kamu gücünü kullananlar tarafından tehlikede olduğunu düşünür ve çözüm üretemez hale gelmiştir” dedi.

Category: Genel, travesti
Ekim 24

Hafıza kaybı

Hafıza kaybı, bilimsel ismiyle amnezi unutkanlık gibi değildir. Amnezi olduğu zaman, belirli bir zaman dilimine ait hiçbir şeyi hatırlayamazsınız. Fakat geçmişi tamamen de unutmazsınız.

Amnezinin belirtileri çeşitli ve değişiktir. Yakın geçmişi unutma biçiminde ortaya çıkan amnezi ağır bir şokun veya travmanın hemen ardından uğranan hafıza kaybıdır.Bireyin bazı olayları unutmasını sağlayan telkin tekniğidir ve bilince çıktığı zaman bastırılmış gerginliğin açığa çıkmasına yol açan travmatik anılarla mücadelede yararlı olabilir. Erickson’un en beğendiği tekniklerden biri olan dikkati dağıtma sayesinde amnezi kolaylaştırılabilir. Birey konsültasyona geldiği zaman hava trafiği konusunda sohbet eder ve belki de kişi sandalyeye otururken veya anahtar sözcüğe geçerken önceden yavaşça trans kurgusuna geçerdi. Kişi transtan çıktıktan sonra sanki hiç ara verilmemiş gibi hava trafiği sohbetine dönerdi. Derin transa girmemiş olan kişiler, kendilerine “Hipnoz seansında olup bitenleri hatırlamama” telkini verilse bile sonradan tüm olup bitenleri hatırlayabilirler. Fakat orta derinlikte hipnotik transa giren kişilere “Hipnoz sırasında olanları sonradan hatırlayamama” telkini verilecek olursa, bunlardan pek çoğu uyandıklarında seansta olup bitenleri hatırlayamazlar. Derin transa giren kişilere ise “Unutma” veya “Hatırlamama” ile ilgili herhangi bir telkin verilmese bile genellikle trans esnasında olup bitenleri sonradan hatırlayamazlar.

Hafıza kaybı pek çoğumuz için eski Yeşilçam filmlerinde karşılaştığımız komik bir durum olarak tabir edilse de aslında son derece ciddi bir rahatsızlıktır ve pek çok çeşidi bulunmaktadır. İnsanoğlu edindiği her bilgi, deneyim ve olayı beynin ilgili bölümlerinde saklar ve ihtiyaç duydukça bu verilerin üzerinden geçer. Ancak bazen yaşanan olaylar nedeni ile bu verilere ulaşmak mümkün olmaz ve hafıza kaybı meydana gelir.

 

Yapılan araştırmalar hafıza kaybı nedenleri arasında ilk sırayı şiddetli kafa travmaları alırken ikinci sırada ise psikolojik nedenler yer almaktadır. Örneğin kendisinin neden olduğu bir kaza sonucunda çok sevdiği birini kaybeden kişi psikolojik olarak suçluluk duygusu ile bu anıyı tamamen silebilir ve sadece kaza anının hatırlayamadığı gibi kaza anı ve öncesine ait tüm bilgileri de engelleyebilmektedir.Çoğunlukla çocuk yaşlarda yaşanılan içinden çıkılması zor durumları etrafımızdaki büyüklere anlatamadığımızda unutma yoluna başvururuz. Fakat bu çöküntü zamanı geldiğinde bir şekilde ortaya çıkar ve kişiyi hiç olmadığı biri yapar, seri katillerin geçmişine bakıldığında çocukluk döneminde yaşadıkları bir travmanın gün yüzüne çıkması sonucu intikam duygusu ile hareket ettiklerini göstermiştir.

İş stresi ve yetersiz beslenme, unutkanlık sorunu yaşayanların sayısını giderek artırıyor. Günümüzde gençler için de ciddi bir problem olan unutkanlık, beyindeki kesin hafıza ve geçici hafıza bölümlerindeki problemlerden kaynaklanıyor.

Özellikle çocuklara uygulanan cinsel tacizler onların ilerideki hayatlarını tamamen olumsuz yönde etkilemektedir. Çocukken bir akrabası tarafından tecavüze uğrayan bir erkek çocuk ergenlik çağına geldiğinde önce cinsel tercihini değiştirmiş travesti olarak yaşamaya başlamış sonrasında geçirdiği ağır çocukluk travmasıyla  akrabasını öldürmüştür. Unutkanlık ya da amneziden korunmak için yapılaması gereken arasında şunları da sayabiliriz.

Bol sebze ve meyve tüketin.

Vaktinizi arkadaşlarınız ve ailenizle geçirin.

Stresten uzaklaşın.

Fındık, ceviz, badem, çekirdekli kuru üzüm, yeşil sebzeler, böğürtlen, yaban mersini, üzüm suyu, elma, kepekli pirinç ve balık tüketimi ile folik asit takviyesini ihmal etmeyin.

Dinlenmenize dikkat edin ve düzenli egzersiz yapın.

Alkolden uzak durun.

Ajanda kullanın, bol bol not alın.

Yeni hobiler edinin, müzikle ilgilenin.

Gönüllü çalışmalara katılın.

En önemlisi de sizi üzen kişi ve kişilerden uzak durun. Sağlıklı bir birey olmak için karşımıza çıkan sorunları unutmak değil onlarla baş etmenin yollarını bulmamız gerekir.

 

 

Category: travesti
Ekim 20

Hipnoz

Hipnoz , uyku hali olmadığı gibi bir uyanıklık hali de değildir. Ancak, her iki hali de kapsayan komple bir kavramdır.

Hipnoz altında olan insanlar etraflarında gelişen olayların farkına varmazlar. Günümüzde bu tekniği  en iyi kullananlar reklamcılardır. Bazen bir televizyon programını izlerken kendimizden geçeriz ve etrafımızdan soyutlanırız. İşte bunun nedeni bize uygulanan hipnozdur.

Herkes hipnoz olur. İnsan ırkı var olduğu sürece , hipnoz vardı ve var olacak.. Hepimiz, bu kendiliğinden oluşan zihin durumunu, bilmeden, farkında olmadan sürekli kullanırız. Hipnotik durum yaşamınızda uygun değişikleri yapmanız için en uygun ortamdır. Çünkü, sizi daha sağlıklı ve mutlu yaşama götürecek değişiklikleri yapmanızı engelleyen düşünce ve inançları bir kenara itersiniz.

O halde şu anda artık siz de isterseniz hipnoz olabileceğinizi biliyorsunuz. Bunu aslında binlerce kez yaşadınız.. Gündüz ayakta rüya görürken yaşadınız, sevdiğiniz bir programı seyrederken yaşadınız, ve reklamlarda duyduğunuz yeni bir markayı alırken başkasının size verdiği hipnotik telkinleri kabul ettiniz. İnsan beyninin içinden çıkamadığı durumlar karşısında şalteri indirdiğini biliyorsunuz. Bizler buna gaflet anı desek de aslında bir çeşit beyin hipnozuyla karşı karşıya kalmışızdır.

Depresyon bunun en iyi örnekleri arasındadır. Hipnoz esnasında insan acı ve ağrı duymaz. Bu buluş dünyada narkoz kullanılmadan ameliyatlar yapılmasını sağlamıştır. Ayrıca tedavi yöntemleri içinde de yer alan hipnoz kavramı kişinin günlük duygulardan arındığı hiçbir şey düşünmediği bir dönemin kişinin faydasına kullanılmasını sağlar.

Sizlere hipnozun nasıl geliştiğini bir örnekle anlatmak isterim, bu sıralar sık sık akıllı koca koca adamların telefon dolandırıcıları tarafından sadece konuşarak nasıl hipnoz edilip soyulduğuna şahit oluruz. En son bu tuzağa düşen kadının anlattıkları karşısında dehşete düştüm kadın telefonun ucundaki ses ne isterse yaptığını, adeta büyülenmiş olduğunu anlatırken sürekli kendine ben bu tuzağa nasıl düşütüm diye soruyordu. Aslında bizim suçumuz olmayan hipnoz durumu kişileri emir altında tutmak için de kullanılır. Askerlerin, canlı bombaların, öğrencilerin psikolojisini değiştirmek için bu yönteme sıkça başvurulur ve kişi ne olduğunu anladığında iş işten geçmiştir.

Ailesi tarafından hipnozla erkek gibi davranmaya zorlanan bir travesti arkadaşım başından geçenleri şöyle aktardı; “ Ailem beni bir doktora götürmeye başladığında doktor koltuğunda kadınsı yanlarımı unutup erkek gibi davranmaya başlıyordum. Fakat oradan çıkar çıkmaz bana söylenen tüm telkinler aklımdan uçup gidiyor ve yine aynı ben oluyordum , defalarca üzerimde bu tür hipnozlar yapmalarına rağmen  bilinç altımı değiştiremediler, sadece hipnoz altında iken işe yarayan bu durum hipnoz sonlandığında sona eriyordu. Sonrasında ailem işe yaramayan bu yöntemden vazgeçerek beni olduğum gibi kabul ettiler. Benimse bu seanslardan öğrendiğim tek şey hipnoz altında bir insana istediğiniz her şeyi yaptırabileceğiniz duygusu idi.”

Hipnozun yararlı yönleri yanında yanlış ellerde nasıl bir silah olduğunu anlatmaya çalıştık. Her zaman beyniniz sizinle olsun. Sağlıcakla kalın.

 

 

Category: travesti
Ekim 17

Trans olmak ruhumuzda başlıyor

Dünyada en çok bilinen trans örnekleri erketen kadına dönen translardır. Trans erkek kavramını ilk olarak ünlü oyuncu Rüzgar Alkoçlar’ın erkek olması haberiyle öğrendik. Oysa Türkiye’de 1000’in üzerinde trans erkek olduğu biliniyor. Kendilerini travesti kadınlara nazaran daha iyi saklayan bu erkekler sokakta erkek kıyafetiyle normal bir erkekten ayırt edilmediği için farkına varılması biraz zor oluyor. Ayrıca trans erkeklerin kendilerini gizlemesi toplumda daha kolay oluyor. Kendilerine verilen fiziksel özellikleri değiştirmiş yani halk deyimiyle dönmüş insanlara trans bireyler diyoruz.

Örneğin benim gençlik yıllarımda takıldığım bir disco salonuna her gün gelen ve kızlarla dans eden onlara kur yapan yakışıklı bir erkek vardı. Kızların bu erkekle çıkmak için can attığı dönemde aslında bu kişinin bir kız olduğunu öğrenmiş ve çok şaşırmıştık.Hatta bazı kızlar bu olayı öğrendikten sonra bile o kızla ilgilenmeye devam etmiş ne olmuş kızsa o benim hayatımda gördüğüm en yakışıklı trans diyerek ilişkilerini devam ettirmişlerdi. Gerçekten de trans erkeklerin kızları daha iyi anlaması onlara verilmiş çok önemli bir özellik sayılabilir.

Tıpkı Rüzgarın hayran kitlesinin durumunu açıklamasından sonra artması gibi, trans erkeklerin çekiciliği yadsınamaz bir gerçek, Tamamen testosteronun fizyolojik etkileri sebebiyle, çoğu trans kadının aksine trans erkekler açık transseksüel kimlikleriyle yaşamayı yani görünür olup olmamayı tercih etme lüksüne sahipler. O yüzden çok az trans erkek kendini açığa vurarak öyle yıpratıcı bir hayatı gönüllü kabul ediyor. Çoğu aileyi, kendilerini korumak için gizleniyor. Trans bir erkekle büyük bir gazetenin kösesinde yapılan röportajı okuduğumda   “Hiçbir şey kendimi sevmek, kabul etmek ve yaşadığım bu zorluklar için öfke duymayı bir kenara bırakmak kadar zor olmadı.” Açıklaması beni çok etkiliyor.

Cinsiyet kimliği cinsel organda veya hormon seviyesinde değil, beyindedir. Yani siz kendini trans hisseden bir erkeği kız gibi yetiştirmek için elinizden geleni yapsanız da düşünce de bir fark yaratamazsınız. Aynı şey erkek olarak dünyaya gelmiş kız çocukları için de geçerlidir. Beyinde biten bu olayda tıp çaresizdir. Fiziksel olarak değişen bedenin ruhsal olarak farklı kalması sonucu pek çok trans genç zor durumda kalmıştır. Örneğin gögüsleri büyüyen bir kız çocuğu ruhunda erkek olduğunu hissettiği için bu durum karşısında ne yapacağını bilemez. Aynı şekilde belli bir yaş geldiğinde gögüs kılları çıkan, sesi kalınlaşan bir trans erkek kendini kadın olarak hissetmekten vazgeçemez. Hormonlarla oynanması sonucu translar üzerinde yapılan deneyler onların hislerinde değişikliğe yol açmamıştır. Kısacası hormonlar ya da görünüş kişinin kendini nasıl hissettiğine yön verememişlerdir.

İnsanların anlaması gereken trans olmanın bedenle değil ruhla ilgili olduğudur. Ruhumuzun bilinmeyen bir olgu olması üzerinde değişiklikler yapılmasına olanak tanımamaktadır. Hala insan ruhunun nasıl bir form olduğunu bile açıklayamamışken, ruhumuza hükmetmemiz düşünülemez.

Kişinin kendini ruhunda trans hissetmesinin önüne geçilmesi de bugünkü teknoloji ile mümkün değildir. Öyleyse yapmamız gereken bu durumu olduğu gibi kabullenmek ve insan ruhuna saygı göstermek olmalıdır.

 

 

 

 

Category: travesti
Ekim 13

Kadın Nedir?

İlk insan yaratıldıktan sonra ona eş ve arkadaş olsun diye tanrı kadını yarattı. Kadın erkekten farklı olarak estetik harikası, duygusal bir canlıdır.
Dünya da savaşları başlatan ve bitiren pek çok kadın vardır. Romalı Helen Truva savaşında binlerce kişinin ölmesine vesile olmuştur. Kendisine verilen aklı ve güzelliği incelikle kullanan kadınlar erkekleri parmaklarında oynatırken, erkeklerin dizlerinin dibinde ezilen kadınların olduğu da bilinmektedir. Kadınlar sevmek için, dövmek için, çoğalmak için, hizmet için kullanılırken kadını önemi pek çok toplumda anlaşılamamıştır. Ailenin temeli kadındır, çocuk doğuran ve nesli yeşerten kadındır.
Kadın olmasa insan nesli çoğalamazdı, kendisine verilen kadın nimetini değerlendiremeyen, önemini kavrayamayan erkekler yüzünden dünya yaşanmaz bir yer olmuştur. Kadınlar için besteler yapılmış, şiirler yazılmış, savaşlar verilmiş iken ünlü şair Nazım Hikmet kadının tanımını çok güzel yapmıştır;
Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın
Yeşil bir harman yerinde
Dokuz …zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki hayalimdir,
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Kimi der ki çocuk doğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne hayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim,
Hayat arkadaşımdır.
Kadının annesi, karısı, kızkardeşi olduğunu kavrayan erkekler için kadınsız bir hayat düşünülemez. Kadın olmak öyle sanıldığı kadar kolay da değildir. Kadın olmak incelik ister, zerafet ister, merhamet ister, vicdan ister kendinden başkasına ağlamayı bilmeyi ister.
Kısacası kadın dünyanın süsüdür. Kendini bu dünyaya erkek olarak geldiği halde kadın vasıflarına haiz hisseden travestiler kadında olması gereken bütün özelliklere sahiptir çünkü kadın olmak iki gögüs bir cinsel organdan ibaret değildir. Kadın olmak herşeyden önce dünyayı güzelleştirecek düşüncelere sahip olmaktır. Ve Tanrı kadını yarattı dünya yaşanılacak bir yer olsun diye….

Category: travesti
Eylül 29

Ve Dağlar yankılandı

Afganistan uyruklu Amerikan vatandaşı olan Halit Hüseyin son romanı olan “ve dağlar yankılandı” ismini verdiği kitabında  “Uçurtma avcıs”ı ve “bin muhteşem güneş”’de olduğu gibi ülkesinde yaşanan savaşın acımasız yönünü ailelerin dramını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Benin de en sevdiğim yazarlardan olan Hüseyin ortadoğuda insan olmanın ağır bir bedel ödettirdiği gerçeğini yazdığı kitaplarında bazen bir çocuğun gözünden, bazen ikinci eş olmuş bir kadının gözünden aktardığı dünyada okuyucuyu derin bir hüzne sevk ediyor.

Son kitapta beni etkileyen sayfalarsa çok zengin bir adamın istediği her şeyi elde edebilecek güce sahipken aşkından ölmesidir. Ressam olan bu zengin adam çok güzel bir kadınla evlilik yapmasına rağmen mutluluğu hiç tadamadan son nefesini veriyor.

Yazarın kitabın ana ögesi olarak karşımıza çıkarmadığı bu kişi dikkatli bir okuyucunun gözünden kaçmaması gereken bir özelliğe sahip,hayatı boyunca durumunu açığa vurmamak için elinden geleni yapan adam ölüm döşeğinde itiraf etme cesareti gösterdiği travesti oluşunu ve en önemlisi yardımcısına duyduğu büyük aşkı, yardımcısından istediği tek bir öpücükle ortaya koyuyor.

Gelişmemiş ya da az gelişmiş toplumlarda saklanması utanılması gereken bir durum olan eşcinsellik batı medeniyetlerinde uluorta dile getirilen serbestçe yaşanan normal bir olgu, Amerika’da yaşadığı dönemde bunun farkına varan yazarımız kitapta bu konuya çok değinmese de benim gibi pek çok okuyucu adamın dramı karşısında oturup ağlamış, kitabı tekrar tekrar okuma alışkanlığına gitmiştir.

İki kardeşin yoksulluk yüzünden birbirlerinden ayrılmasını konu alan kitap, küçük kardeşin zengin bir aileye evlatlık olarak verilmesini, ağabeyinden koparılmasını ve ömürlerinin sonuna kadar birbirlerini arayan iki kardeşin kavuşma hikayesini anlatırken, ben zengin adamın uşağına duyduğu sevgide takılıp kaldım.

Günlerinin büyük bir bölümünü uşağını izleyerek geçiren ve ona bir kez olsun dokunamayan bedbaht aşık hayatının büyük bir bölümünü zenginlik ve yalnızlık içerisinde geçiriyor.

Kendi hayatından kesitleri de kitabında yer yer anlatan yazarın Afganistan’ın yaşadığı savaş yıllarını, Sovyet işgali arkasından çıkan iç savaşı, Taliban yönetiminin acımazlığını anlattığı 3 kitabı da kitaplığınızda bulunması gereken eserlerden okurken kendinizden geçeceğiniz bu eserleri arkadaşlarınızla paylaşmak dahi istemeyeceksiniz.

Kitabın başında anlatılan bir masalda devasa bir yaratığın ailelerin bir çocuğunu elinden aldığı kısımda kendi hayat hikayenizden, verdiğiniz kararlardan, pişmanlıktan  özellikle sevginin her gücü aşağından emin olacaksınız. Tavsiye ediyorum. Başka dünyaların kapısını size sonuna kadar açan bu türde kitaplar hayal gücünüzü yeniden keşfetmenize yardımcı olacaktır.

 

 

Category: travesti
Eylül 22

Çiğ Et Yiyenler

Yazını başlığına bakınca sizlere yamyamları anlatacağımı düşündüyseniz yanıldınız.

Dünya üzerinde isimlerinin anlamı çiğ et yiyenler olarak bilinen tek toplum Eskimolardır. Buzullarda yaşayan bu topluluk, sadece avlanarak yaşarlar, ilk çağ toplumları gibi ekip biçmeyi bilmeyen bu insanlar kardan yaptıkları buz evlerinde yazın avladıkları hayvanların etlerinden ve derilerinden faydalanarak yaşam sürdürürler.

Dünyanın neresinden buzullara gelip yerleştikleri bilinmeyen eskimo kabileleri nin kendilerine has dilleri ve dinleri vardır. Burunlarını birbirlerine sürterek selamlaşan bu toplumun en güzel özelliği ise savaşmayı ve kavgayı bilmemeleridir. Bir travesti olarak bende böyle düşünen toplum varmı diyedüşünmeden edemiyeceğim.

Tıpkı kangurular gibi çocuklarını deriden yaptıkları bezin içinde sırtlarında taşıyan eskimo kadınları kardan evlerinde dikiş diker ve çocuk bakarlar avlanmak erkeklerin görevidir. Müzik konusunda çok hassa oldukları bilinen Eskimolar akşamları her evden yükselen müzik sesiyle eğlenirler. Hırsızlık olaylarının de hiç yaşanmadığı eskimo kabilleri meyve ya da sebze yemeden yaşayan tek topluluktur. Bizim diyetisyenler Eskimoların sebze meyve yemeden nasıl fit kaldıklarını anlamaya çalışsalar herhalde kafayı yerlerdi.

Son yüzyılda Eskimoların yaşamında oldukça önemli değişiklikler oldu. Eskimoların yerleşim bölgelerine gelen Avrupalı tüccarlar ve misyonerler gelenek ve göreneklerini de birlikte getirdiler. Eskimolar avladıkları hayvanların postlarını Avrupalıların getirdiği yeni ürünlerle takas etmeye başladılar. Eskimolar arasında Hıristiyanlık dinini yaymaya çalışan misyonerler Eskimo dilini yazıya dökerek özel bir alfabe geliştirdiler. Bu alfabe bugün Kanada’daki Eskimo gazetelerinde kullanılmaktadır. Kanada’nın kuzeyinde yaşayan Eskimoları Kanada yönetimi yerleşik bir yaşama özendirmeye çalışmıştır.

Avrupalıların etkisiyle gelenek ve göreneklerinin çoğunu yitiren Eskimoların bir bölümü bugün çağdaş mobilya ve gereçlerle donattıkları prefabrik evlerde yaşıyor köpeklerin çektiği kızaklar yerine kar otosu motorlu kızak ve motorlu kayaklar kullanıyorlar. Yalnızca yemek için avlanıyor hayvan postları yerine hazır giysiler giyiyorlar. Bütün bunları satın almak için paraya gereksinim duyan Eskimolar petrol rafineleri ve madenlerde işçi olarak çalışmak zorunda kalıyor.

Başka toplumlar hayatlarına karışmadan önce kendi hallerinde yaşayıp giden ve mutlu olan eskimo kabileleri Avrupalıların hayatlarına girmesiyle birlikte asimile olmuş kültürlerinden uzaklaşmışlardır.

Herkesi kendimize benzetmeye çalıştığımız dünya üzerinde, bizden olmayana yaşama hakkı tanımadan ilerlemek yazı ve kışı inkar etmeye benziyor. Yaz ne kadar güzelse kış da o kadar güzeldir oysa her toplumun kendi değer biçimleri kendi kültürü ve kendi inanışları olmalıdır. Kimse bize benzemek zorunda bırakılmadan inandığı biçimde yaşamalıdır. Bir çocuktan büyük gibi davranmasını beklemek bir travestiden erkek gibi davranmasını beklemek kadar yanlıştır. Eskimo kabilesinde yaşanmayan ahlaksız davranışlar paranın ve geçim derdinin etkisiyle başlamıştır. Eskimo gibi yaşamak isteyen insanları rahat bırakıp, kendi  işlerimize bakmalıyız.

 

Category: Genel, travesti
Eylül 15

İnsanlarda Ten Rengi Farkının Nedeni

İnsan cildinin (derisinin) belirli bir rengi almasındaki en önemli unsur, değişik ırklardan kişilerde melanin miktarındaki farklılıktır. Başka türlü söylemek gerekirse ,melanin miktarının farklılığı insanlarda derinin başka başka renklerde olması bakımından en önemli rolü oynar.

Melanin, normalde deride, saçlarda, göz zarlarında, beynin bazı bölgelerinde, melanik denen bazı urlarda bulunan ve tirozin’in yükselmesiyle oluşan koyu renkli biyolojik pigment olarak adlandırılır.

Etrafımızda gördüğümüz çilli insanların  çilleri de bu madde sayesinde oluşur. Güneşte fazla kalan insanların vücudunda çiller oluştuğuna şahit olmuşsunuzdur.  Özellikle deniz kenarında fazla güneşe maruz kalanların çillenmesi güneşten alınan melanin pigmentinin fazla olmasındadır.

Tarihin ilk çağlarından beri sırf derisinin rengi bize benzemiyor diye savaştığımız bu insanlar sıcak iklimlerde yetişen derilerinin rengi değişime uğramış siyah olmuş insanlardır.

Kuzey bölgelerinde yaşayan insanların sarışın,  güneyde yaşayanların esmer renge sahip olmasını  bu şekilde açıklayabiliriz. Bronzlaştırıcı kremlerinde içeriğinde asıl olan madde melanin maddesidir. Şimdi aklınıza peki ama güneşe maruz kalmadığı halde çilli olan insanları nasıl açıklarız sorusu takılmış olabilir. Bu insanların genetik özelliklerine bakıldığında soyunda çilli insanların bulunduğu,  genetik bir özellik olarak çilli doğdukları kanıtlanmıştır.

Çocukken çilli horoz, aman da çilli yavrum diye dalga geçtiğimiz insanlar aslında melanin maddesinin etkisine maruz kalımış sıradan bizler gibi insanlardır. Eski bir inanış çilli insanların ve solakların bu dünyaya ait olmadığını uzaydan geldiğini söylese de onlar da tıpkı bizim gibi normal dünya insanlarıdır.

Havuç, şeftali ve kayısı da melanin maddesinin yoğun olarak bulunduğu  meyvelerdir. Dikkat ederseniz güneş kremlerinin yapımında bu meyvelerden yararlanılmıştır. Sokakta gördüğümüz insanları ten rengine, cinsiyetine,cinsel eğilimine  göre ayırmak yapılacak en büyük hatadır Doğada her şeyin bir açıklaması olduğu gibi cinsiyet eğiliminin de bir açıklaması vardır. Erkek olduğu halde kadın gibi davranan travestilerin genetik yapılarına bakıldığında onların da bazı maddelerden etkilenerek doğuştan bu şekilde olduklarını görürüz.  Her insanın genetik özelliği diğerlerinden farklıdır. Kalıtım yoluyla geçen bu özellikler kısa boylu, uzun boylu şişman, zayıf, sarışın ya da esmer olmamızı sağlar. Aslında insan olarak hepimizin aynı soydan geldiğini düşünecek olursak bu tip küçük farklılıkların  hayata renk kattığını kabul etmeliyiz.

Bir söz: Dil, din, ırk, cinsiyet farketmez lezbiyen, travesti, gay, çinil, afrikalı hiç farketmez. Böyle düşünene güç yetmez.

Category: travesti
Eylül 1

Dünyanın En Büyük Ağacı

sekoyaAğaçlarda insanlar gibidir, doğar, büyür ve ölürler insandan daha uzun yaşadığını bildiğimiz ağaçların içerisinde en uzun ömürlü olanı Sekoya ağacıdır.

Ana vatanı Kuzey Amerika olan sekoya ağaçlarının çapı yedi metreyi bulur, boyları ise 120 metreye ulaşabilir. Kaliforniya eyaletinde 32oo yaşında bir Sekoya ağacı olduğu bilinmektedir. .”General Sherman” adı verilen bu ağacın gövdesinin çapı 24.32 metredir.

Türkiye’deki en yaşlı sekoya ağacı, 158 yaşındadır ve İstanbul, Beykoz’daki Abrahampaşa Korusu’nda bulunmaktadır.

Bir insan ömrünün ortalama 70 yıl olduğunu varsayarsak Sekoya ağaçlarının 500 insan nesli gördüğünü söyleyebiliriz. Kimler geldi, kimler geçti acaba Sekoya ağaçlarının önünden mesela Sekoyalar konuşa bilselerdi  ne anlatırlardı bize hiçbir tarihçi günümüzden 3500 yıl öncesi bilmezken dünya üzerinde buna tek şahit olanlar Sekoya ağaçlarıdır.

Bir Sekoya ağacının altına oturup dinlemek isterdim onları, geçmişi, günümüzü, hatalarımızı, hatta ilk insanları en çok merak ettiğim soruyu sormak isterdim ben yaratıldığımda sen ne hissettin? Dünyada en zararsız cinsiyet sence kadın mı, erkek mi yoksa en sevdiklerin içleri insan sevgisi ile dolu olan travesti mi? Merak bu ya benim sorularım hiç bitmezdi Sekoya ağaçlarına siz ne sormak isterdiniz? Hiç düşündünüz mü? Türkiyede pek çok travesti var ve bunlardan bursa travestileri içinde bir tanesini tanıyorum, çok iyi ve sevgi dolu brisi ve ben de onu çok seviyorum. Buradan o travesti arkadaş eminimki yazılarımı takip ediyordur, sevgilerimi iletiyorum.

Ağustos 26

Tutunamayanlar

Kaybedenler-tutunamayanlar-degil-vazgecenlerdirTürk edebiyatının ilk modern eseri Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar romanıdır. Romanda kendini diğer insanlardan farklı hisseden asosyal yaşayan Selim’in hayat hikayesi, arkadaş çevresi ve onu ölüme götüren olaylar anlatılmaktadır. 1970 TRT Roman Ödülü’nü kazanan Tutunamayanlar küçük burjuva dünyasını ve değerlerini zekice alaya alarak okuyucunun büyük bir kesiminin anlayamayacağı bir dille anlatmıştır.

Kitapta “Kendini çözemeyen kişi kendi dışında hiç bir sorunu çözemez.” diyen yazar insanın kendisini bilmesinin öneminden bahsetmiştir oysa hala pek çok insan kendini hiç tanımadan başkalarının kendisini anlamasını bekleyip durur. Hayatını anlaşılmak uğruna harcarken bir kez olsun kendine dönüp bakmayı akıl edemez.

Başkalarını mutlu etmek isterken kendi hayatını kaçıran insanlar için “Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım: mürekkeple yazmışlar oysa. Ben kurşun kalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım.” cümlesini kaleme alır.
Bu dünyada kendin olamadıktan sonra başkaları gibi yaşamanın da bir anlamı olmamalı, Mevlana Celalettin Rumi’nin dediği gibi “Ya göründüğün gibi olmalısın, ya da olduğun gibi görünmeli” körsen, topalsan, kadın ve ya erkeksen, travesti isen, eşcinsel isen kalpsiz bir aşağılıksan bile, hatta gerizekalı bile olabilirsin çık haykır ne olduğunu en azından sen kendini biliyorsundur.Sen bu dünyada tutanamayanlara inat tutunuyorsundur.

Category: travesti
Ağustos 25

Güneşi Görmek

Mahsun Kırmızıgül’ün yazıp, oynadığı “Güneşi Gördüm” filmini izleyebildiniz mi? Köyünden koparılıp kent hayatına sürüklenen bir ailenin dramını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren filmde benim en çok etkilendiğim sahne en küçük erkek kardeşin yaşadığı cinsiyet sorunu oldu.
Küçük erkek kardeş hayatı boyunca içinde hissettiği kadınlık duygusunu şehir hayatında tanıştığı bir travesti ile ortaya çıkarmış ve hissettiği kişi olmaya karar vermişti.
Oysa ki doğu toplumlarında hoş karşılanmayan bu durum gencin bütün hayatını etkilemiş hatta onu ölüme götüren sonu hazırlamıştı. insanlar çogunlukla kabul görmeme duygusu yüzünden hissettiği kişi olmaktansa kendine biçilen rolü oynamaya mecbur bırakılırlar. Günümüz batı toplumlarında aşılan bu sorun maalesef bizim gibi ataerkil yetişmiş doğu toplumlarında gelenek ve göreneklere kurban edilir.
Avrupa’da gaylerin gidebildiği mekanlar hızla artarken hatta Hollanda gibi gelişmiş ülkelerde bu insanların evlenebilmesinin bile önü açılmışken, biz öğrendiğimiz kuralların dışına çıkamıyoruz. Aklımızın bir köşesi onlara hak verse bile fikrimizi uluorta savunamıyoruz.
Filmdeki gencin kendini bir kardelen çiçeği gibi görmesi, kardelen gibi güneşi gördüğü an ölmesi hepimizin içini burkarken duyarsız kalmaya devam edebiliyoruz. Toplum insandan önce bir değer gibi görülebilir oysa ki toplumda önemli olan bireydir. Bireyler toplumu oluşturan unsurdur. Bireylerin mutlu olduğu toplumların ömrü uzarken, bireylerin kendilerini perdelediği toplumlarda kadın- erkek eşitsizliği, cinsel sorunlar, aile içi şiddet, ensest ilişkiler alıp başını gider, tıpkı günümüzde ülkemizde yaşadığımız sorunlar gibi bireyi olduğu gibi kabul etmeyen toplumların ilerlemesi imkansızdır.

Category: travesti