Ağustos 6

Bir Travesti, İçişleri Bakanlığı aleyhine dava açtı!

Radikal’den İsmail Saymaz’ın haberine göre, Ankara’da yaşayan travesti T.T. adlı seks işçisine “rahatsız etme” suçundan ötürü birer gün arayla Kabahatlar Kanunu’na göre kesilen para cezası, yargı tarafından iptal edildi. İki ayrı mahkeme, “rahatsız etme eyleminin tutanak kapsamında belirtilen eylemle örtüşmediği, olayın gerçekleştiğinin sabit olmadığı, rahatsız etmek eyleminin ne olduğu konusunda bir açıklık bulunmadığı ve soyut tespite dayalı para cezası verilemeyeceği” için kararı bozdu. T.T.’nin avukatı Ahmet Toköz, iki cezanın da iptal edilmesi üzerine İçişleri Bakanlığı aleyhine tazminat davası açtı. Avukat Toköz, dilekçesinde, polislerin trans bireyleri cinsiyet kimliklerinden ötürü sistematik olarak cezalandırdıklarını savundu.

’Rahatsız etmek ne demek?’

Ankara’da seks işçisi olarak çalışan T.T. adlı trans bireye geçen 24 ve 25 Nisan tarihinde polis tarafından iki ayrı para cezası kesildi. Polis, T.T. hakkında Kabahatler Kanunu’nun 37. maddesine göre “rahatsız etme” suçundan işlem yaptı. T.T.’nin avukatı Ahmet Toköz, karara itiraz etti. Ankara 6. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Recep Kınalı, 91 TL’lik para cezasının “mahallede oturduğu belirtilen meçhul kişilerin telefonla ihbar etmesi” üzerine verildiğini kaydederek, “rahatsız etme eyleminin tutanak kapsamında belirtilen eylemle travesti örtüşmediği gibi, olayın gerçekleştiğinin de sabit olmadığı” gerekçesiyle 1 Temmuz’da kararı iptal etti.
T.T.’nin 25 Nisan’da aldığı ikinci para cezası da, Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Zeka Kayalı’ndan döndü. Hakim Kayalı, 30 Mayıs’ta verdiği kararında, “rahatsız etmek eyleminin ne olduğu konusunda herhangi bir açıklık bulunmadığı ve soyut tespite dayalı para cezası verilemeyeceği” için bu cezayı iptal etti.

‘Sistematik saldırı’

İki cezanın iptal edilmesi üzerine Avukat Ahmet Toköz, İçişleri Bakanlığı aleyhine tazminat davası açtı. Toköz’ün dilekçesinde; polislerin birçok kez yaşanıldığı üzere T.T.’ye cinsel kimliğinin suç olduğu kabulüyle hareket ederek, ceza verdiğini, adeta cinsel kimliğin cezalandırıldığını ve müvekkiline ayrımcılık uygulandığını savundu. Bu ceza uygulandıktan sonra T.T.’nin gözaltına alındığını kaydeden Toköz, “Polis müvekkili haksız travesti olarak durdurmakla kalmamış idari yaptırım kararını uygulamak için polis merkezine götürmüş ve haksız gözaltı işlemi uygulayarak özgürlüğünü de kısıtlamışlardır” dedi. Çankaya Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polislerin sık sık trans bireylere karşı fuhuş yaptıkları iddiasıyla ceza kestiğini hatırlatan Toköz, “kimsenin fuhuş yapma eyleminden ötürü cezalandırılamayacağını” kaydetti. Bu uygulamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı ve ayrımcılık yasağının ihlali anlamına geldiğini vurgulayan Toköz, “Bu memurlar eylemlerini birçok kere tekrarlamıştır. Ülkede özgür bir birey olarak yaşama hakkına sahip olan müvekkil, cinsiyet kimliği, cinsel yönelimi ve cinsiyet ifadesi nedeniyle özgürlüğünün kısıtlandığını ve güvenliğinin kamu gücünü kullananlar tarafından tehlikede olduğunu düşünür ve çözüm üretemez hale gelmiştir” dedi.

Category: Genel, travesti
Eylül 29

Ve Dağlar yankılandı

Afganistan uyruklu Amerikan vatandaşı olan Halit Hüseyin son romanı olan “ve dağlar yankılandı” ismini verdiği kitabında  “Uçurtma avcıs”ı ve “bin muhteşem güneş”’de olduğu gibi ülkesinde yaşanan savaşın acımasız yönünü ailelerin dramını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Benin de en sevdiğim yazarlardan olan Hüseyin ortadoğuda insan olmanın ağır bir bedel ödettirdiği gerçeğini yazdığı kitaplarında bazen bir çocuğun gözünden, bazen ikinci eş olmuş bir kadının gözünden aktardığı dünyada okuyucuyu derin bir hüzne sevk ediyor.

Son kitapta beni etkileyen sayfalarsa çok zengin bir adamın istediği her şeyi elde edebilecek güce sahipken aşkından ölmesidir. Ressam olan bu zengin adam çok güzel bir kadınla evlilik yapmasına rağmen mutluluğu hiç tadamadan son nefesini veriyor.

Yazarın kitabın ana ögesi olarak karşımıza çıkarmadığı bu kişi dikkatli bir okuyucunun gözünden kaçmaması gereken bir özelliğe sahip,hayatı boyunca durumunu açığa vurmamak için elinden geleni yapan adam ölüm döşeğinde itiraf etme cesareti gösterdiği travesti oluşunu ve en önemlisi yardımcısına duyduğu büyük aşkı, yardımcısından istediği tek bir öpücükle ortaya koyuyor.

Gelişmemiş ya da az gelişmiş toplumlarda saklanması utanılması gereken bir durum olan eşcinsellik batı medeniyetlerinde uluorta dile getirilen serbestçe yaşanan normal bir olgu, Amerika’da yaşadığı dönemde bunun farkına varan yazarımız kitapta bu konuya çok değinmese de benim gibi pek çok okuyucu adamın dramı karşısında oturup ağlamış, kitabı tekrar tekrar okuma alışkanlığına gitmiştir.

İki kardeşin yoksulluk yüzünden birbirlerinden ayrılmasını konu alan kitap, küçük kardeşin zengin bir aileye evlatlık olarak verilmesini, ağabeyinden koparılmasını ve ömürlerinin sonuna kadar birbirlerini arayan iki kardeşin kavuşma hikayesini anlatırken, ben zengin adamın uşağına duyduğu sevgide takılıp kaldım.

Günlerinin büyük bir bölümünü uşağını izleyerek geçiren ve ona bir kez olsun dokunamayan bedbaht aşık hayatının büyük bir bölümünü zenginlik ve yalnızlık içerisinde geçiriyor.

Kendi hayatından kesitleri de kitabında yer yer anlatan yazarın Afganistan’ın yaşadığı savaş yıllarını, Sovyet işgali arkasından çıkan iç savaşı, Taliban yönetiminin acımazlığını anlattığı 3 kitabı da kitaplığınızda bulunması gereken eserlerden okurken kendinizden geçeceğiniz bu eserleri arkadaşlarınızla paylaşmak dahi istemeyeceksiniz.

Kitabın başında anlatılan bir masalda devasa bir yaratığın ailelerin bir çocuğunu elinden aldığı kısımda kendi hayat hikayenizden, verdiğiniz kararlardan, pişmanlıktan  özellikle sevginin her gücü aşağından emin olacaksınız. Tavsiye ediyorum. Başka dünyaların kapısını size sonuna kadar açan bu türde kitaplar hayal gücünüzü yeniden keşfetmenize yardımcı olacaktır.

 

 

Category: travesti
Eylül 22

Çiğ Et Yiyenler

Yazını başlığına bakınca sizlere yamyamları anlatacağımı düşündüyseniz yanıldınız.

Dünya üzerinde isimlerinin anlamı çiğ et yiyenler olarak bilinen tek toplum Eskimolardır. Buzullarda yaşayan bu topluluk, sadece avlanarak yaşarlar, ilk çağ toplumları gibi ekip biçmeyi bilmeyen bu insanlar kardan yaptıkları buz evlerinde yazın avladıkları hayvanların etlerinden ve derilerinden faydalanarak yaşam sürdürürler.

Dünyanın neresinden buzullara gelip yerleştikleri bilinmeyen eskimo kabileleri nin kendilerine has dilleri ve dinleri vardır. Burunlarını birbirlerine sürterek selamlaşan bu toplumun en güzel özelliği ise savaşmayı ve kavgayı bilmemeleridir. Bir travesti olarak bende böyle düşünen toplum varmı diyedüşünmeden edemiyeceğim.

Tıpkı kangurular gibi çocuklarını deriden yaptıkları bezin içinde sırtlarında taşıyan eskimo kadınları kardan evlerinde dikiş diker ve çocuk bakarlar avlanmak erkeklerin görevidir. Müzik konusunda çok hassa oldukları bilinen Eskimolar akşamları her evden yükselen müzik sesiyle eğlenirler. Hırsızlık olaylarının de hiç yaşanmadığı eskimo kabilleri meyve ya da sebze yemeden yaşayan tek topluluktur. Bizim diyetisyenler Eskimoların sebze meyve yemeden nasıl fit kaldıklarını anlamaya çalışsalar herhalde kafayı yerlerdi.

Son yüzyılda Eskimoların yaşamında oldukça önemli değişiklikler oldu. Eskimoların yerleşim bölgelerine gelen Avrupalı tüccarlar ve misyonerler gelenek ve göreneklerini de birlikte getirdiler. Eskimolar avladıkları hayvanların postlarını Avrupalıların getirdiği yeni ürünlerle takas etmeye başladılar. Eskimolar arasında Hıristiyanlık dinini yaymaya çalışan misyonerler Eskimo dilini yazıya dökerek özel bir alfabe geliştirdiler. Bu alfabe bugün Kanada’daki Eskimo gazetelerinde kullanılmaktadır. Kanada’nın kuzeyinde yaşayan Eskimoları Kanada yönetimi yerleşik bir yaşama özendirmeye çalışmıştır.

Avrupalıların etkisiyle gelenek ve göreneklerinin çoğunu yitiren Eskimoların bir bölümü bugün çağdaş mobilya ve gereçlerle donattıkları prefabrik evlerde yaşıyor köpeklerin çektiği kızaklar yerine kar otosu motorlu kızak ve motorlu kayaklar kullanıyorlar. Yalnızca yemek için avlanıyor hayvan postları yerine hazır giysiler giyiyorlar. Bütün bunları satın almak için paraya gereksinim duyan Eskimolar petrol rafineleri ve madenlerde işçi olarak çalışmak zorunda kalıyor.

Başka toplumlar hayatlarına karışmadan önce kendi hallerinde yaşayıp giden ve mutlu olan eskimo kabileleri Avrupalıların hayatlarına girmesiyle birlikte asimile olmuş kültürlerinden uzaklaşmışlardır.

Herkesi kendimize benzetmeye çalıştığımız dünya üzerinde, bizden olmayana yaşama hakkı tanımadan ilerlemek yazı ve kışı inkar etmeye benziyor. Yaz ne kadar güzelse kış da o kadar güzeldir oysa her toplumun kendi değer biçimleri kendi kültürü ve kendi inanışları olmalıdır. Kimse bize benzemek zorunda bırakılmadan inandığı biçimde yaşamalıdır. Bir çocuktan büyük gibi davranmasını beklemek bir travestiden erkek gibi davranmasını beklemek kadar yanlıştır. Eskimo kabilesinde yaşanmayan ahlaksız davranışlar paranın ve geçim derdinin etkisiyle başlamıştır. Eskimo gibi yaşamak isteyen insanları rahat bırakıp, kendi  işlerimize bakmalıyız.

 

Category: Genel, travesti
Eylül 15

İnsanlarda Ten Rengi Farkının Nedeni

İnsan cildinin (derisinin) belirli bir rengi almasındaki en önemli unsur, değişik ırklardan kişilerde melanin miktarındaki farklılıktır. Başka türlü söylemek gerekirse ,melanin miktarının farklılığı insanlarda derinin başka başka renklerde olması bakımından en önemli rolü oynar.

Melanin, normalde deride, saçlarda, göz zarlarında, beynin bazı bölgelerinde, melanik denen bazı urlarda bulunan ve tirozin’in yükselmesiyle oluşan koyu renkli biyolojik pigment olarak adlandırılır.

Etrafımızda gördüğümüz çilli insanların  çilleri de bu madde sayesinde oluşur. Güneşte fazla kalan insanların vücudunda çiller oluştuğuna şahit olmuşsunuzdur.  Özellikle deniz kenarında fazla güneşe maruz kalanların çillenmesi güneşten alınan melanin pigmentinin fazla olmasındadır.

Tarihin ilk çağlarından beri sırf derisinin rengi bize benzemiyor diye savaştığımız bu insanlar sıcak iklimlerde yetişen derilerinin rengi değişime uğramış siyah olmuş insanlardır.

Kuzey bölgelerinde yaşayan insanların sarışın,  güneyde yaşayanların esmer renge sahip olmasını  bu şekilde açıklayabiliriz. Bronzlaştırıcı kremlerinde içeriğinde asıl olan madde melanin maddesidir. Şimdi aklınıza peki ama güneşe maruz kalmadığı halde çilli olan insanları nasıl açıklarız sorusu takılmış olabilir. Bu insanların genetik özelliklerine bakıldığında soyunda çilli insanların bulunduğu,  genetik bir özellik olarak çilli doğdukları kanıtlanmıştır.

Çocukken çilli horoz, aman da çilli yavrum diye dalga geçtiğimiz insanlar aslında melanin maddesinin etkisine maruz kalımış sıradan bizler gibi insanlardır. Eski bir inanış çilli insanların ve solakların bu dünyaya ait olmadığını uzaydan geldiğini söylese de onlar da tıpkı bizim gibi normal dünya insanlarıdır.

Havuç, şeftali ve kayısı da melanin maddesinin yoğun olarak bulunduğu  meyvelerdir. Dikkat ederseniz güneş kremlerinin yapımında bu meyvelerden yararlanılmıştır. Sokakta gördüğümüz insanları ten rengine, cinsiyetine,cinsel eğilimine  göre ayırmak yapılacak en büyük hatadır Doğada her şeyin bir açıklaması olduğu gibi cinsiyet eğiliminin de bir açıklaması vardır. Erkek olduğu halde kadın gibi davranan travestilerin genetik yapılarına bakıldığında onların da bazı maddelerden etkilenerek doğuştan bu şekilde olduklarını görürüz.  Her insanın genetik özelliği diğerlerinden farklıdır. Kalıtım yoluyla geçen bu özellikler kısa boylu, uzun boylu şişman, zayıf, sarışın ya da esmer olmamızı sağlar. Aslında insan olarak hepimizin aynı soydan geldiğini düşünecek olursak bu tip küçük farklılıkların  hayata renk kattığını kabul etmeliyiz.

Bir söz: Dil, din, ırk, cinsiyet farketmez lezbiyen, travesti, gay, çinil, afrikalı hiç farketmez. Böyle düşünene güç yetmez.

Category: travesti
Eylül 1

Dünyanın En Büyük Ağacı

sekoyaAğaçlarda insanlar gibidir, doğar, büyür ve ölürler insandan daha uzun yaşadığını bildiğimiz ağaçların içerisinde en uzun ömürlü olanı Sekoya ağacıdır.

Ana vatanı Kuzey Amerika olan sekoya ağaçlarının çapı yedi metreyi bulur, boyları ise 120 metreye ulaşabilir. Kaliforniya eyaletinde 32oo yaşında bir Sekoya ağacı olduğu bilinmektedir. .”General Sherman” adı verilen bu ağacın gövdesinin çapı 24.32 metredir.

Türkiye’deki en yaşlı sekoya ağacı, 158 yaşındadır ve İstanbul, Beykoz’daki Abrahampaşa Korusu’nda bulunmaktadır.

Bir insan ömrünün ortalama 70 yıl olduğunu varsayarsak Sekoya ağaçlarının 500 insan nesli gördüğünü söyleyebiliriz. Kimler geldi, kimler geçti acaba Sekoya ağaçlarının önünden mesela Sekoyalar konuşa bilselerdi  ne anlatırlardı bize hiçbir tarihçi günümüzden 3500 yıl öncesi bilmezken dünya üzerinde buna tek şahit olanlar Sekoya ağaçlarıdır.

Bir Sekoya ağacının altına oturup dinlemek isterdim onları, geçmişi, günümüzü, hatalarımızı, hatta ilk insanları en çok merak ettiğim soruyu sormak isterdim ben yaratıldığımda sen ne hissettin? Dünyada en zararsız cinsiyet sence kadın mı, erkek mi yoksa en sevdiklerin içleri insan sevgisi ile dolu olan travesti mi? Merak bu ya benim sorularım hiç bitmezdi Sekoya ağaçlarına siz ne sormak isterdiniz? Hiç düşündünüz mü? Türkiyede pek çok travesti var ve bunlardan bursa travestileri içinde bir tanesini tanıyorum, çok iyi ve sevgi dolu brisi ve ben de onu çok seviyorum. Buradan o travesti arkadaş eminimki yazılarımı takip ediyordur, sevgilerimi iletiyorum.

Ağustos 26

Tutunamayanlar

Kaybedenler-tutunamayanlar-degil-vazgecenlerdirTürk edebiyatının ilk modern eseri Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar romanıdır. Romanda kendini diğer insanlardan farklı hisseden asosyal yaşayan Selim’in hayat hikayesi, arkadaş çevresi ve onu ölüme götüren olaylar anlatılmaktadır. 1970 TRT Roman Ödülü’nü kazanan Tutunamayanlar küçük burjuva dünyasını ve değerlerini zekice alaya alarak okuyucunun büyük bir kesiminin anlayamayacağı bir dille anlatmıştır.

Kitapta “Kendini çözemeyen kişi kendi dışında hiç bir sorunu çözemez.” diyen yazar insanın kendisini bilmesinin öneminden bahsetmiştir oysa hala pek çok insan kendini hiç tanımadan başkalarının kendisini anlamasını bekleyip durur. Hayatını anlaşılmak uğruna harcarken bir kez olsun kendine dönüp bakmayı akıl edemez.

Başkalarını mutlu etmek isterken kendi hayatını kaçıran insanlar için “Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım: mürekkeple yazmışlar oysa. Ben kurşun kalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım.” cümlesini kaleme alır.
Bu dünyada kendin olamadıktan sonra başkaları gibi yaşamanın da bir anlamı olmamalı, Mevlana Celalettin Rumi’nin dediği gibi “Ya göründüğün gibi olmalısın, ya da olduğun gibi görünmeli” körsen, topalsan, kadın ve ya erkeksen, travesti isen, eşcinsel isen kalpsiz bir aşağılıksan bile, hatta gerizekalı bile olabilirsin çık haykır ne olduğunu en azından sen kendini biliyorsundur.Sen bu dünyada tutanamayanlara inat tutunuyorsundur.

Category: travesti
Ağustos 25

Güneşi Görmek

Mahsun Kırmızıgül’ün yazıp, oynadığı “Güneşi Gördüm” filmini izleyebildiniz mi? Köyünden koparılıp kent hayatına sürüklenen bir ailenin dramını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren filmde benim en çok etkilendiğim sahne en küçük erkek kardeşin yaşadığı cinsiyet sorunu oldu.
Küçük erkek kardeş hayatı boyunca içinde hissettiği kadınlık duygusunu şehir hayatında tanıştığı bir travesti ile ortaya çıkarmış ve hissettiği kişi olmaya karar vermişti.
Oysa ki doğu toplumlarında hoş karşılanmayan bu durum gencin bütün hayatını etkilemiş hatta onu ölüme götüren sonu hazırlamıştı. insanlar çogunlukla kabul görmeme duygusu yüzünden hissettiği kişi olmaktansa kendine biçilen rolü oynamaya mecbur bırakılırlar. Günümüz batı toplumlarında aşılan bu sorun maalesef bizim gibi ataerkil yetişmiş doğu toplumlarında gelenek ve göreneklere kurban edilir.
Avrupa’da gaylerin gidebildiği mekanlar hızla artarken hatta Hollanda gibi gelişmiş ülkelerde bu insanların evlenebilmesinin bile önü açılmışken, biz öğrendiğimiz kuralların dışına çıkamıyoruz. Aklımızın bir köşesi onlara hak verse bile fikrimizi uluorta savunamıyoruz.
Filmdeki gencin kendini bir kardelen çiçeği gibi görmesi, kardelen gibi güneşi gördüğü an ölmesi hepimizin içini burkarken duyarsız kalmaya devam edebiliyoruz. Toplum insandan önce bir değer gibi görülebilir oysa ki toplumda önemli olan bireydir. Bireyler toplumu oluşturan unsurdur. Bireylerin mutlu olduğu toplumların ömrü uzarken, bireylerin kendilerini perdelediği toplumlarda kadın- erkek eşitsizliği, cinsel sorunlar, aile içi şiddet, ensest ilişkiler alıp başını gider, tıpkı günümüzde ülkemizde yaşadığımız sorunlar gibi bireyi olduğu gibi kabul etmeyen toplumların ilerlemesi imkansızdır.

Category: travesti
Ağustos 22

Anormal normlar

Çocukluğumdan beri insanları o, bu, şu diye ayırmak gibi bir gaflete düşmedim. İnsanı insan yapan sadece bir insandan doğmasıdır, sonuçta beni
diğerlerinden ayıracak özellik ise kişiliğimdir.

Kişilik doğduğun ortamdan, çevrenden aldığın bilgileri doğuştan gelen özelliklerinle birleştirip harmanladığın işte bu benim dediğin yerde başlar. İyi bir
eğitim almış, kendini yetiştirmiş hiç kimse gelenek görenek diyerek yanlış adımlar atmamalı, kişilğini ön plana çıkararak doğru kararları vermelidir.
Hayvansever bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelirsen karıncayı bile incitmekten kaçınırsın. Belki bir avcı tarafından anormal olarak tarif edilirsin ama
neyin normal, neyin anormal olduğuna karar verecek durum her zaman değişecektir. Normal olmak çoğunluğa benzemek diye adlandırılsada bir akıl hastanesinde
çoğunluğa uymaya çalışmak sadece delilik olacaktır.

Sana benzemiyor diye bir insanı yaftalayacaksan önce dönüp kendine bakman ben normal bir norm muyum? diye sorman gerekmez mi? Mevlana Celalettin Rumi’nin
dediği gibi “yaradılanı severim, yaradandan ötürü” dusturünü benimsemiş insanların başkalarını yargılama hakkı yoktur. Sen siyahsındır ben beyaz, sen
erkeksindir ben kadın, ya da her iki cins dışında kalan bir travesti de olabilirsin.

Bakman gereken sadece insan yavrusu olup olmadığındır gerisi sadece teferruat.

Category: Genel, travesti
Ağustos 16

travesti ne demek

Travesti ne demek?

Kızlar soruyor sitesinde paylaşılan bir konu, komikbulduğum için yayınlıyorum. Cehalet işte

Soran:

Site üyeleri dalga geçmeden ciddi cevap verin lütfen.travesti ne demek onlar kadın mı erkek mi kendilerini nasıl hissediyorlar ve o bi hastalık mı?

bu kişiler erkek olmakla birlikte herhangi bir cerrahi müdahale geçirmeden sadece kadınlık hormonlarıyla dış görünüşlerini değiştirirler. kadınlık hormonları sayesinde göğüsleri belirginleşir filan. transeksüeller ise cerrahi müdahale geçirmiş erkeklerdir. testisler ve penis vücuttan alınır. transeksüelliğe en iyi örnek ses sanatçısı Bülent Ersoy’dur. vs vs bööö gece gece soruya bumu aklına geldı :D

  • Soran

    aynen öyle taksimde gece geç saatlerde yanlız yürüyemiyorsun zaten her an karşına çıkabilir..böyle insanları yargılamıyorum ama dediğin gibi devletin yardımcı olması lazım seçim zamanı makarna dağıtmak değil ama ne yazık ki..öyle yorucu işlerle uğraşmaz devlet..terörle bile uğraşamıyor travestilerle hiç uğraşamaz.

  • Cevaplayan

    izmir alsancakda 6 ay kaldım ızmır deme lutfen :( ızmırden nefret ettırdıler.. allah kadını kadın erkegı erkek ozellıklerını guzellıgını zekasını dusunmedıgım bınlerce ozellgıyle yaratmıs bende buna katılıyorum tedavisi evet sart senın benım dememle olmuyor ama :S devlet komur vs vs dagıtcana bu sorunlara bır el atması lagzım gosterıs ıcın degıl ama cozum ıcın.

  • Soran

    tedavi edilmeli bence böyle şeyler çünkü Allah kadını kadın erkeği erkek yaratmış çok kötü durum :( ülkemizde de çok vardır özellikle Taksimde İzmirde.

    Diye konu devam ediyor, sizcede komik değilmi?

    Diyor travesti iclal

Category: Genel, travesti
Ağustos 9

Travesti den yaşadığı olaylar dizisinin devamı

Adam; gerçekten mi? tatlımıyım gibi zaaflarını belli etmeye başladı! yazıyı baş kısmından itibaren okumak okumak için travesti yazısına tıkla

Ben de travesti olarak bu durumdan istifade etmeye başladım. Ve adama çok tatlısın hayatım ben yorgun olduğum için seninle bu gece olmaz demiştim oysa ben zaten senin tlefonunu alacaktım ve seninle görüşecektim ama artık uykum geçti seni çok sevdim diyerek çalışmaya başlamıştım bile ama adam bir türlü orgazm olmuyordu ve bana; Biliyormusun ben altı defa eş değiştirdim dedi. Ben yani travesti iclal bu durumu hiç kaçırırmıyım adama sen neden eşlerini boşadın dediğimde orgazm olamadığım için diyince bu fırsatı da değerlendirmek istedim.

Hemen aklıma bir fikir geldi ve adama ben seni çok sevdim seninle saatlerce uğraşır ve seni orgazm ederim dedim. Nasıl? dedi ve ekledim benim çok güzel bir evim var fakat seni götürmek istemiyorum çünki evde birde bayan arkadaşım var ve oda olgunlardan hoşlanıyor o yüzden götüremem dedim. Adamın gözleri faltaşı oldu birden olsun bayan arakdaşınla gurup yaparız diyince ben seni kıskanırım, çünki senden çok hoşlandım ve seninle dost hayatı bile düşünürüm eve gidersek bayan arkadaşımın da senden hoşlanacağını bildiğim için kıskanırım diyince adam kıskanma ne olur ki, bayan arkadaşın sağımda sen solumda olursun daha iyi olur falan demeye başlayınca, birden gözümda yaşam umutları belirmeye başladı.

Oysa ben resmen böyle bir sapığın elinden o gece öleceğimi düşünüp bir taraftan dua etmeye başlamışken iyice adamı gaza getirmeye başladım ve eve gideriz fakat arkadaşımı arayıp kendi odasına çekilmesini ve özel bir misafirim olacağını söylerim ve üstelik hem de ev müsaitmi onu öğrenirim dedim adama adam birden bire; Bak bana sakın oyun oynama seni gebertirim dedi. Ben de ona asla aşkım seni ne kadar beğendim bir bilsen diyince, o zaman gidelim dedi. Resmen vücudum artık mutluluk hormonları salgılamaya başladı, fakat bir şartla dedim kafamı senin omuzuna dayamak istiyorum o şekilde gidelim diyerek adama gaz vermeye devam ediyordum. Böylelikle hareket ettik ve yavaş yavaş dağdan iniyorduk ama adam sürekli bak bana yanlış yapma öyle birşey yaparsan seni öldürürüm diyordu, ben de aşkolsun artık bana güenmelisin falan diyerek adamı Çankaya ya kadar getirdim. O zamanlarda cep telefonu yoktu jeton kulübeleri vardı ve kızılayda bir jeton kulübesinde duralım dedim fakat adam uyanık çıktı ve çankayada ıssız bir yere beni götürüp şurada bir tane var dedi. Ben indim arabadan ama kaçacak gibi bir yer değil iki tane de jetonum vardı cebimde ne ypmalıyım daadamı kızılay gibi kalabalık bir yere götürmeliyim diye düşündüm. Jeton kulübesine girip telfon açmış gibi yaptım fakat arkadaşım telefona bakmıyor banyoda falan olabilir yada yatmış olabilir kızılaya gidelim oradan bir daha ararız dedim. Hayret adam peki dedi sanki artık bana inanmış gibi davranıyordu.

Artık Kızılaya gelmiştik ve bende bir taraftan elimdeki birayı içip duruyordum etrafta tek tük insanlar falan geçiyor ve arabalar da sık geçiyordu ,taksiciler falanda sğda duruyordu ve orada jeton kulübeleri de vardı. dur burada bir daha telefon açayım dedim adam in ama dediğim gibi yanlış yapma diyince tama diyip indim birden sanki özgürlüğüme kavuşmuşcasına travesti olduğum da aklıma geldi:)) iner inmez bir den elimdeki bira şişesini adamın arabasının camında patlattım. Sinirlerim boşalmış bir taraftan da ağlayarak elimde kalan bir şisşesini sapnı açık camdan adama doğru hızla uzatacağımı anlamışcasına ve arabasını zaten hazırda birinci viteste bekletiyormuş, hızla gaza basıp oradan uzaklaştı. Meğerse çok tırsak, korkak biriymiş adam, nerden bilebilirdimki bu kadar korkak olduğunu. Ben yani travesti iclal Aniden yüksek sesle haykırarak bağırmaya başladım gözlerimden yaşlar dökülüyordu, sevinçte mi? korkudan mı? bilmiyorum ağlıyordum. Taksiciler de bana bakıyorlardı, ben ise artık evime gitmek için yürümeyi tercih ettim. Taksiye bile binmedim, yürüyerek eve gittim ve iki gün dışarı çıkmadım. Ölümden dönmüş bir insan gibi hayatı boş verip bolca uyudum. olayı diğer travesti arkadaşlarıma anlatıp durdum. Siz siz olun travesti olmayın çünki gerçekten çok zorlukları var bu gerçek hikayeyi En başından okumak istiyorsan travesti kelimesine tıkla

Category: Genel